Bireysel Danışmanlık

Psikolojik danışmanlık; danışman (lar) ile danışan (lar) dan meydana gelen sosyal bir ortamda, danışanın büyüyüp gelişerek kendini gerçekleştirmesine ve problemlerini kendi başına çözebileceği bir olgunluk ve bağımsızlık seviyesine erişmesine yardımcı olabilmek için psikolojik yaklaşımlarla girişilen sistemli ve planlı bir örenme ve etkileşim sürecidir.

Aile Danışmanlığı

Aile danışmanlığı, bir aileyi oluşturan kişilerin sorunlarını beraber çözmek ve paylaşmak için bir araya gelmesiyle yapılan çalışmalardır.

Burada önemli olan nokta aile bireylerinin bu çalışmalara kendi irade ve istekleri ile katılım göstermeleri gerekir. Aile içi geçimsizlik, şiddet, boşanma ya da aile bireylerinin aşamayacağını düşündükleri problemlerinin (doğru tespit edilmesi) ve çözüm odaklı çalışmalarla tekrar aile saadetlerini geri kazanmaları için almış oldukları bir dizi çalışma programıdır.

Depresyon

Depresyonda olan bireyin kendini mutsuz, üzüntülü, melankolik hissedilen; sosyal çevresine, işine ve hatta eşine ve çocuklarına karşı ilgi kaybı yaşadığı bir durumdur.

Performansta düşüş, işlevsellik kaybı, duygu-düşünce-davranışlarda etkileri; geleceğe umutsuz bakış, isteksizlik, kendisini değersiz hissetmesi, ölüm düşünceleri gibi belirtiler görülebilir. Psikoterapi (Bilişsel-Davranışçı Terapi Yöntemi),  çözüm yöntemlerinde etkin rol oynamaktadır.

Depresyon kendini en belirgin biçimiyle mutsuzluk/üzüntü, işe, sosyal ilişkilere ve aktivitelere karşı ilgi kaybı olarak göstermektedir. Depresyon yaşayan bireyin günlük aktivitelerde sorun yaşadığı ve işlevselliğinde düşüş meydan geldiği görülmektedir.

Depresyonun duygu-düşünce-davranış üçlüsü üzerinde dramatik etkilerinin olduğu gözlenmektedir. Depresyondaki birey kendini, dünyayı ve geleceği olumsuz olarak değerlendirir. Bireyin kendisi değersiz ve sevilmezdir, dünya kötüdür ve geleceğe dair herhangi bir umut yoktur.

Stres Yönetimi

Stres; karşı karşıya kalacağımız zihnimizde bir tehdit ya da tehlike mesajı olarak nitelendirilen olay veya durumlar karşısında yaşanan biyolojik ve psikolojik bir sürecin başlamasıyla oluşan doğal bir mekanizma tepkisidir.

Strese sebep olan bazı uyarıcılar vardır örneğin sınav stresi, boşanma süreçleri, iş stresi ya da mobing ve daha fazlası…

Stres hayatımızın her anında yaşanabilecek bir durumdur. Önemli olan stresle baş edebilme için kararlı olmak ve doğru stratejilerin geliştirilebilmesidir.

Psiko-Onkoloji

Kanser tanısı alan bireyler duygusal, bilişsel ve fiziksel alanda korku, kaygı, çaresizlik gibi duygular yaşarlar. Bu süreçlerin başında düşünceleri organize etmekte zorlanmakta olan hasta veya hasta yakınlarının yaşadıkları durumu kabul etmeleri oldukça güçtür. Kanserli hastaların ya da yakınlarının tanıyı öğrenmeleri ile ölüm, acı çekme, korku ve değerlerin kaybı olarak birtakım kelimelerle zihinlerinde anlam faaliyeti gösteren kelimelerle baş edemeyebilirler. Bu tip yoğun düşüncelerin yanında hastanın ve yakınlarının kanser tanısını kabul etmesi daha da zorlaşır.

Dış uyaranlara duyarlılığı artan kanser hastalarının tedavi sürecinde psikolojik destek almaları (alabilmeleri), içinde bulundukları durumu duygu ve düşüncelerini açıkça paylaşabilmeleri son derece önemlidir.

Stres yönetimi bireyin zihnindeki anlam değerlerinin “işlevsel olmayan” duygu ve düşüncelerin işlevsel bir şekilde organize edilmesi, hastanın stresini ile daha iyi yönetebilmesi açısından oldukça önemlidir.

Bu aşamada gerekli nefes terapileri ile de hastanın duygularını kontrol etmesini öğretiyor ve stresini yönetmesine yardımcı oluyoruz.

Öfke Yönetimi

Öfke zaman zaman kontrol etmekte zorlandığımız arkasında da pişmanlık ve suçluluk duygusunun yaşanabileceği temel bir duygudur.

Birey kendisini engellenmiş ve adaletsizlik hissettiği zaman ortaya çıkar. Öfkelendiğiniz zaman beden tepkilerini kontrol etmek ve sakinleşmeye çalışmak öfkeyle başa çıkabilmenize yardımcı olur.

Sınav Kaygısı

Sınav kaygısı, öğrencinin sınavın sembolik anlamı ve önemiyle başlayan, gerçek dışı beklentilere girmesi ve sonucun belirsizliğinin abartılması nedeniyle oluşur. Üniversite, TEOG, KPSS gibi sınavlar, öğrencilerin zihin dünyasında önemli bir yer tutmaktadır. Öğrencinin geleceğe yönelik umutlarını “tek” sınava bağlayarak başarılı olmasının beklenmesi, sınav kaygısını gündemde canlı tutmaktadır. Yaşanan sınav kaygısının başlıca nedenleri;

  • "Sınava hazır değilim"; 
  • "Sınava hazırlanmak için yeterli zamanım yok";
  • "Bu konuları anlayamıyorum, aptal olmalıyım."
  •  "Ben zaten bu konuları anlamıyorum." 
  • "Biliyorum bu sınavda başarılı olamam." 
  • "Sınav kötü geçecek"
  • "Çok fazla konu var, hangi birine hazırlanabilirim ki?"

Bu düşünceler kaygının artmasına neden olabilir dolayısıyla performansı düşürebilir.

“Sınav” olarak adlandırılan kaygı kaynağı ve kaygı kaynaklı olarak odağın merkezindeki problemi yeniden tanımlanması sağlanmalıdır.

Sınava zihnin ve algıların yapısal işleyişine aykırı olmadan temel mekanizmaları harekete geçirerek çalışıp hazırlanmak sınav başarısını artıracaktır.

Dikkat Eksikliği

Dikkat eksikliği genelde küçük yaşlarda ortaya çıkar, kişiler dikkati toparlamakta zorlanırlar. Önemli ya da önemsiz herhangi bir olayı ayırt etmekte ve bazen anlamakta zorlanırlar çünkü aynı anda birçok isle meşgul olurlar.

Birey bu durumu kendi kontrolünün dışında yaşar ve genellikle çocukların ve ergenlerin okul başarısını yetişkinlerde ise iş yaşamındaki performansını etkiler.

DEHB kapsamlı bir değerlendirme sonunda belirlenir ve tedavi edilebilir bir durumdur.

Testler & Envanterler

  • Wechsler Çocuklar İçin Zeka Ölçeği ( WISC-R )
  • Ankara Gelişim Tarama Envanteri ‘’AGTE’’
  • Bender – Gestalt Görsel-Motor Test
  • Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri (MMPI)
  • Beck Depresyon Ölçeği
  • Beck Depresyon Envanteri
  • Beck Umutsuzluk Ölçeği
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk Testi
  • Rotter Cümle Tamamlama Testi
  • Sınav Kaygısı Ölçeği
  • Stres Yönetim Ölçeği
  • Öfke Yönetim Ölçeği
  • Davranış Bozukluğu Ölçeği
  • Aile Değerlendirme Ölçeği

Hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi almak için

Bize Ulaş